Medya Sahipliği

Demokrasi için Medya İnşası
Her Şeye Sıfırdan Başlamak
"Tabula Rasa"

Türkiye’nin dünyadaki tüm hukuk devleti ve yönetişim endekslerinde gerilemesi, hukuk ve idari alanlarda kurumsal/yapısal bir erozyon gerçekleştiği ve Türkiye’nin ivedilikle reforma tabi tutulması gerektiği düşüncesini ortaya çıkarmıştır. Bu düşünce çerçevesinde Özgürlük Araştırmaları Derneği, National Endowment for Democracy’nin desteğiyle birlikte “Türkiye’de Yapısal Reformlar Projesini” başlattık.

Bu projede Yasama, Yargı, Kamu İhale Rejimi, Kamu Personeli Rejimi ve Medya bBağımsızlığı olmak üzere beş ana kurum/yapı belirledik ve bu alanlardaki mevcut sorunların tanımlanması, somutlaştırılması ve olası reform önerilerinin paylaşılmasını amaçladık. Bu kapsamda, Gazeteci Derya Sazak tarafından kaleme alınan “Demokrasi için Medya İnşası, Her Şeye Sıfırdan Başlamak, Tabula Rasa” adlı rapor, Türkiye’de mevcut medya düzenindeki sorunlar ve olası çözüm önerileri sunulmuştur.

Raporda tespit edilen sorunlar:

1. Bir kamusal faaliyet alanı olarak medya, mülkiyet yapıları üzerinden denetlenmektedir ve özgür değildir.

2. Matbuat/basın/medya; devletin/siyasi iktidarın, sermayenin ve/ya askeriyenin sultası altında kalmıştır. Kamunun sesini yansıtmaktan uzaktır.

3. Yaygın medya, güç odaklarıyla iç içe geçmiştir ve alternatif medya bu ilişkide zedelenmektedir.

4. Kendinden olmayana sağır kalan bir medya anlayışı hüküm sürmektedir.

5. Medya çalışanları işlerini kaybetme veya haber kaynaklarına ulaşamama korkusu içindedir.

6. İyi işleyen bir demokrasinin olmadığı, git gide otoriterleşen bir yönetim altında ifade özgürlüğünden bahsedilemeyeceği için medyanın ve çalışanlarının özgür olması beklenemez.

Raporda önerilen çözümler şunlardır:

1. Ana akım gazete ve televizyon sahipliğinde bir yasal düzenlemeyle bu sektöre girecek sermayenin tek işinin medya yayıncılığı olması sağlanmalıdır. Eğer medya sahibi olan iş çevrelerinin başka iş alanlarında yatırım yapmaları yasaklanmazsa hem medyada hem de farklı alanlarda iş yapan grupların kamu ihalelerine katılmaları engellenmelidir.

2. Tam ve bütünlükçü bir Basın Kanunu oluşturulmalıdır. Bu kanunun hazırlanma sürecinde gazeteciler, ilgili sivil toplum kuruluşları ve medya sahipleriyle birlikte hareket edilmelidir.

3. Gazeteci ve muhabirlerin yetiştiği İletişim Fakültelerinin eğitiminin içeriği incelenmeli ve geliştirilmelidir. Bu konuda Batı’daki çeşitli uygulamalar dikkate alınabilir.

4. Sendika sadece gazetecilerin özlük haklarını koruyan bir sistem olmaktan çıkarılmalı; mesleği örgütleyen, olduğu gibi yapılandıran bir sistem haline gelmelidir. Ayrıca sendikaların çeşitlenmesi de önemlidir.

5. Alternatif medya güçlendirilme; geliştirilmeli ve önü açılmalıdır. Bu konuda manevi desteğin yanı sıra maddi destek de sağlanmalıdır.

6. Mesleki ahlaka yönelik davranışlar sorgulanmalı, bu mesleği yapan kişilerin kişisel ideolojilerinden, görüşlerinden azade bir şekilde hareket etmeleri teşvik edilmelidir.

7. İfade özgürlüğünün ve basın özgürlüğünün garanti altına alınması için öncelikle demokrasinin iyileştirilmesi ve buna paralel olarak bağımsız yargının da önünün açılması gerekmektedir.

8. Muhabirin bağımsızlığını sadece sendikayla bağdaştırmak da yetersiz kalacağı için iş güvencesini de sağlayacak bir bağımsızlık ortamının, bir haber kooperatifinin olması gerekmektedir.

RAPORTÖR

Gazeteci Derya Sezak

1 Eylül Gölgesinde Saddam (Doğan Kitap, 2002), Batsın Böyle Gazetecilik (Boyut Yayıncılık, 2013) ve 28 Şubat'tan 15 Temmuz'a Darbeye, Diktaya, Medyaya İTİRAZIM VAR (İletişim Yayınları, 2017) adlı üç kitabı bulunuyor. 1990-91 Körfez Savaşı sırasında Bülent Ecevit ile gerçekleştirdiği “Saddam röportajları” uluslararası yankı uyandırmış, “Yılın Gazetecilik Olayı” olarak ödüllendirilmişti.