Siyasi Partiler Kanunu

Siyasi Partilerde Reform: Partilere Örgütsel-İdeolojik Özgürlük ile Finansal Denetim ve Parti İçi Demokrasi Şartı

Özgürlük Araştırmaları Derneği tarafından, National Endowment for Democracy ve Friedrich Naumann Vakfı- Türkiye Ofisi’nin desteğiyle birlikte beş ana kurum/yapıda mevcut sorunların tanımlanması ve somutlaştırılması amacıyla “Türkiye’de Yapısal Reformlar Projesi” başlatıldı.

Bu kapsamda ilgili kurumlarda mevcut sorunların tartışılmasının yanı sıra yapısal reformlara ilişkin çözüm önerileri geliştirilmiştir. Pelin Ayan Musil tarafından hazırlanan “Siyasi Partilerde Reform: Partilere Örgütsel-İdeolojik Özgürlük ile Finansal Denetim ve Parti İçi Demokrasi Şartı ” başlıklı rapor, Türkiye’de Siyasi Partiler Kanunu’nda yapılması gereken reformları açıklarken aynı zamanda siyasi partiler literatüründeki toplumdaki bazı temel soruları ele alıyor; anlaşmazlıkları ve farklılıkları en geniş şekli ile temsil edecek partilerin ortaya çıkabilmesini sağlamak adına nasıl bir siyasi partiler kanunu yapılmalı, partiler ne kadar devletleşmeli, ne kadar topluma ait kalmalı, siyasi parti kanunlarının kapsamı ne olmalı, ne olmamalı gibi soruların yanıtlarını veriyor.

Raporda Tespit Edilen Sorunlar:

1. Partilerin ideolojisini, programlarını ve eylemlerini kısıtlayan bir anayasal-yasal düzenin varlığı; bu sorun alanında SPK’nın 68.maddesi kapsamında kapatılan siyasi partiler ve kısıtlamalar tartışılmış olup bu maddenin sonuçlarına değinilmiştir. 68.madde gibi belli ideolojileri kontrol altına almak için konulan parti yasaklarının, tam tersi bir sonuç doğurduğu görülmekte olup toplumsal uzlaşma ortamında SPK’da partilerin kimliğini, ideolojisini, program ve faaliyetlerini düzenleyen tüm hükümlerin kaldırılması ve Venedik Komisyonu ilkelerinin benimsenmesi gerekir. 

2. Her bir partinin örgütlenme yapısının oldukça homojen ve hiyerarşik bir özelliğe sahip olması; şuanki SPK parti Parti örgütlenme yapısını tek tip ve hiyerarşik bir biçimde sunmaktadır. Merkez, il veya ilçe düzeyinde parti başkanlarının belirlenmesini SPK’nın tek tip yollarla düzenlemesi buna bir örnektir. Ayrıca, küçük partilerin ve bölgesel örgütlenmelerin önünü tıkamakta, partilerin örgütlenme konusunda kendilerine özgü yol izlemelerine izin vermemektedir. 

3. Partilerin veya parti temsilcilerinin toplumla bütünleşmesinin önüne geçen ‘lider hakimiyeti’ ya da ‘kayırmacılık’ sorunu; Türkiye’de yer alan liderlik oligarşisi kültürünün üzerinden, Türkiye›de parti içi demokrasinin hiçbir zaman gelişememiş olması ve bu durumun her partide görülmesinin yanı sıra Cumhurbaşkanlığı sistemi ile daha da pekiştiği vurgulanmaktadır. Ayrıca kayırmacılık kavramının toplumda bir norm olması ve bu normun parti içi dinamik ve ilişkilerde da var olması, parti içi atamaların liyakate göre değil, sadakate göre yapılmasına yol açtığı da belirtilmekte. 

4. Partilerin finansal kaynaklarının, harcamalarının ve denetiminin şeffaflıktan son derece uzak olması; SPK’da parti finansmanına ait düzenleme yapan madde sayısının az olmasınının maddi yardımların merkezde yoğunlaşması, maddi yardımları sadece %3 üzerinde oy alan partilerin alabilmesi, partilere yapılan “görülmeyen bağışlar” ve partilerin ticari kuruluşlarla ilişkisi, Anayasa Mahkemesince siyasi partilerin mali denetiminin yetersiz olması gibi sorunlar bu raporda ele alınmıştır.

Raporda Önerilen Çözümler Şunlardır:

1. SPK’nın, partilerin ideoloji ve programlarını düzenleyen tüm maddelerden arındırılması ve partilerin sadece şiddet içeren, anti-demokratik faaliyetlerinin cezaya tabii tutulması; 

2. SPK’nın partilere tek tip ve hiyerarşik örgütlenme modeli sunan, aday ve yönetici belirleme süreçlerini homojenleştirici tüm maddelerden arındırılması; partilere örgütsel özgürlük sunulması; 

3. SPK’nın hazine yardımı ile ilgili maddelerinin hem parti içi demokrasiyi hem de zayıf partilerin varlığını sürdürmesini teşvik edecek şekilde yeniden düzenlenmesi; 

4. Yönetici ve aday belirleme süreçlerinde, partilerin örgütsel özgürlüğünün önüne geçmeyecek biçimde SPK’ya cinsiyet eşitliği, katılımcı demokrasi ve liyakat ilkelerini garanti edecek maddeler eklenmesi; 

5. Parti finansmanında şeffaflığı sağlamak üzere, partilere SPK’da düzenlenmeyen ‘görünmeyen bağışları’ görünür kılacak maddeler eklenmesi; 

6. Partiler üzerinde etkin bir mali denetim uygulanması, bunun için, GRECO’nun 2021’de Türkiye’ye sunduğu tavsiyelerin yerine getirilmesi ve kanunlaştırılması.

RAPORTÖR

Pelin Ayan Musil

Pelin Ayan Musil lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde, yüksek lisansını Central European University’de ve doktorasını Bilkent Üniversitesi’nde tamamladı. 2019 yılında Stanford Üniversitesi’nde Ziyaretçı Araştırmacı olarak görev yapan Musil, halen Anglo-American University’de Öğretim Görevlisi ve Prag Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde Kıdemli Araştırmacı olarak görev almaktadır. İlgi alanları Siyasal Partiler, Türkiye Siyaseti ve Rejim Değişimi konularıdır. Bu konularda çeşitli ulusal ve uluslararası yayınları bulunmaktadır.